Peri Gazozu – Ercan Kesal

Gittim ve sarıldım… Ağladığımı anlamasın diye bir yandan dişlerimle dilimi ısırırken, öte yandan kollarımın arasında, çaresizce, kendine bir yol arayan kaybolmuş ömrüme bakıyordum.

**

Hocam, bu sarılma denen şey ne kadar önemliymiş meğer. Keşke çok daha önce birbirimize doğru düzgün, adam gibi sarılabilseydik. Biz kıymetini bilememişiz.

**

Eskiden ölülerini gömmeyip,bir kulesi tepesine,açığa bırakan kavimler yaşardı bu topraklarda. Topluluğun rahipleri kuleleri gizlenir yırtıcı kuşların ölüleri nerden yemeğe başladığını izlerdi.
Akbabaların ölüleri yediği kulenin adı:Sessizlik Kulesi.
Türkiye’yi koca bir “Sessizlik Kulesi” yaptık en sonunda…. Ölülerimizi zalimler yesin diye inşa ettiğimiz bir kule artık ülkemiz.
Saklanıp bir şeylerin arkasına dilsiz rahipler gibi bakıyoruz Ölülerimize.
Girişteki hikayeyi bitireyim yine de.Hazreti İbrâhim, oğlunun “kuzu nerede” sorusuna bir an sustuktan sonra şöyle cevap verir:
“Kuzuyu Tanrı verecek oğlum”
Benim sorum daha kolay:
“Bizim kalplerimize insanlığı kim verecek?”

**

Ah, bu raporlar… Siz ey, hayatları boyunca bir an bile kendi vicdanlarıyla baş başa kalmamış olan korku tüccarları. Raporlarınızla ne zamana kadar kızlarımızın, oğullarımızın gül kokulu masum bedenleri üzerinden iktidarlar kuracaksınız?

**

Başını öne her eğişinde gençliğimi, yanağını öpmek için uzandığımda Ankara’yı ve ellerini koynunda kavuşturup her susuşunda İstanbul’u anlatan o kızdan, şimdi sıkıntılı bir yağmur, içimi ürperten bir kasım soğuğu ve söylenmemiş onca şey kaldı. Benden çok uzakta ve ne yazık, hep bana dair. Beni anlıyorsun değil mi? Ne kaldı bana çaresizliğimden başka, nereye gidebilirim, ne yapabilirim?

**

Siyah beyaz bir fiIm başlıyor az sonra. Garip bir film. Bir adam var, boyacı… Bir kadının resmine aşık. Kadın, “ne yapacaksın resmimi, işte karşındayım, beni sev!” diyor. Adam, “resminle arama girme!” falan diyor. Sonra ikiside ölüyorlar.

Instagram hesabımız; kitapfoto

Your reaction

NICE
SAD
FUNNY
OMG
WTF
WOW

Bir Cevap Yazın