Mustafa Kutlu

Kadın mektubu alınca Postacı’yı unutuyor. Şalına sarılarak bahçenin öteki ucuna doğru ağır ağır gidiyor. Zarfı açmadı. Hep böyle yapar. Bir zaman elinde gezdirir. Sanki yeni görüyormuş gibi puluna, yazısına bakar. Zarftan yayılan buğunun sıcaklığına sığınır. Ne duyar, ne düşünür, kim bilir? Ama bu mektupla buluşması, onu taşıması, okşayıp koklaması; sonra yazı masasının kütüphanenin olduğu köşeye geçmesi, zarif zarf açacağıyla incitmeden korkarak dikkatlice açması bayağı bir törene dönüş..

**

İçini çekiyor kahveci, sigarasını hırsla küllüğe bastırıyor. Kalkıyor, son cümlelerini söylüyor.
– Kız bu hıyara aşık olmuş. Bütün hikaye bu. Ama aşk dediğin nedir ki?
Postacı:
– Nedir?
Kahveci gülümsüyor; hafifçe eğilerek.
– Muhabbet iki başlı olacak arkadaş. Tek taraflı oldu mu sakat. Kara sevdaya girer.
– Çaresi.
Hikmetli bir söz söylüyor kahveci:
– Ya tahammül, ya sefer!

**

– Ben bir bibliyoman idim Murat Bey.
– Bibliyoman?!…
– Evet, Türkçesi kitap hastası, kitapsever.
Murat’ın yüzündeki endişe yerini rahat bir ifadeye terk eder.
– Ne var bunda? Keşke yurdumuzun insanları, herkes, sizin gibi kitapsever olsa.
– Yoo… O kadar kolay değil. Basit değil… Bakın ben size anlatayım. Bu bir hastalık. Üstelik alanındaki benzerlerine nazaran en hafifi.
– Başka türleri de mi var?
– Ohoo. Çok var, çok… Şimdi size kısaca tarif edeyim. Kitapçalarlar vardır. Bunlar normal yollardan kitap sahibi olmak istemez. İlla ki çalacak, ancak o zaman tatmin olur.
-Yok, ya!..
– Evet öyle… Kitap delileri vardır mesela. Bunlarda kitap toplama arzusu durdurak bilmez. Kitabı okumak için almazlar, seyretmek, üzerinde yatıp uyumak, okşamak için edinirler. Bazıları da kitapgizlerdir. Kitabı kilit altında tutar, kimseye göstermez, kıskanırlar. Kitap düşmanları vardır kitaptan tiksinir, nefret eder, elini bile süremez. Sonra kitap yakanlar, kitap yırtanlar, kitapperestler.
– Vay be!.. Ama bunlar çok afedersiniz, yani bir tür manyak oluyor değil mi?
– Elbette.. Nasılsa içlerinde ben de varım.
– Sizinkisi hangi sınıfa giriyordu?
– Benimki en zararsızı. Kitapsever, tutkun. Kitapları seçip alırlar ama kafalarına koydukları kitaba sahip olmak için her fedakarlığa katlanırlar. Sahip oldukları kitaplardan başkalarına övgüyle bahsetmekten hoşlanırlar.

**

Can veren bir hasmın başucunda o günleri, hep benim aleyhime işleyen işleri hatırlamaktan sıkılıyorum. Sanki Azrail ile bir olup: “Hadi bağırsana şimdi, küfretsene, tehdit etsene” der gibiyim. İçimin bir yanında Muhtar’a karşı yıllarca biriken husumetin kara tortusu; öte yanında artık dünyasını terketmekte olan şu zavallı gövdeye duyduğum merhamet.

Muhtar’ı kâh cehennemin leylim çukurlarına yuvarlıyor, kâh gözyaşları içinde affediyorum. Dilimle ne kadar “Affettim, hakkımı helâl ettim” desem de içimde yine yatışmayan, hakkından vazgeçmeyip intikam isteyen bir taraf var.

 

Your reaction

NICE
SAD
FUNNY
OMG
WTF
WOW

Bir Cevap Yazın