Kalp-Burcu Karataş

Gözyaşı odaları olsaydı.. Biz de sığınsaydık.. Ona dair..” demiş bir şair. Ben de diyorum ki; belki kendimiz oluştururuz gözyaşı odalarını. Kendi içimizde…

Hepimizin kendine ait odaları var aslında. Bazılarının kapısı ardına kadar açık. Belli olmuyor geleni gideni. Bazılarının kapısı ise ardına kadar kapalı. Korkuyor sanki kapısını açmaya. Sadece gözyaşı odası değil, kendini gizlediği bir oda yaratmış, kendinde kaybolmuş..

Oysa her şeyin hallicesi olsa. İnsanlar daha güzel yaşasa. Kendilerine ait odalar oluşturmasa, hiçbir şeyden korkmasa, kapılarını ardına kadar açsa… Peki böyle bir şeye kim cesaret edebilir? Bu soru üzerine düşünüyorum da ben cesaret edemezdim sanırım. Çünkü kimse istemez bir başkasının gelip kendi dünyasına karışmasını.

Her şeyin hallicesi de olmuyormuş demek ki. Olmamasının sebebi de insanın vasfında normal yok zannımca. Kalp atışı gibi. İnişli ve çıkışlı.. o çizgiler dümdüz olunca nasıl yaşam duruyor, insan yaşamı da öyledir belki de. Dümdüz gitmiyor hayat.

Herkes herkesten çoğunlukla kaçıyor ama hiç kimse kendi yüreğinden kaçamıyor. Herkesten kaçtım kapılarımı sıkı sıkı kapattım diye düşünürken bir bakmışsın en kötü olana, yüreğine yakalanmışsın. Ne yaparsan yap susturamazsın onu. Bazen kızarsın kendine, onun sözlerini dinliyorum diye. Fakat buna engel de olamazsın.

Gözyaşı odalarına sığınmamızın sebebi de budur aslında. Yüreğin sürükler seni oraya. Yorulmuştur, dinlenmek ister. Sende buna razı olursun ve kapılarını bir daha açmamak üzere kapatırsın.

Sonra bu yalnızlıkta kendini bulmak istersin. Bir roman okursun. Orada ki kahramanlarda kendini bulursun. Kendini bulduğun o romandan sonra dünyadaki her şey sahteleşir. Artık hiç sevmezsin kalabalığı, hep kaçmak istersin. Çünkü bilirsin ki, o kalabalıklar arasında bulmak zordur kendini.

Instagram Hesabımız kitapfoto

Your reaction

NICE
SAD
FUNNY
OMG
WTF
WOW

Bir Cevap Yazın