Bin Hüzün – Selluka

Biriyle bağlantı kurduğumu hissetmiştim. Meğer tek kişilik gösteri imiş benimkisi, dedi kadın. Bin hüzünle. 

Biz diye bir şey yok, diye tekrarladı mor düğmeli paltosunu giyerken. Altında pijaması ve turuncu çorapları vardı. Umrunda da değildi nasıl görüldüğü. Neyse ne! Benim hayatım karmaşık, kıyafetim öyle olsa ne olur sanki. Kapıyı çarpıp çıkmadı. Çünkü ortam gergin değildi. Sinirli de değildi. Sadece buruktu. Kulağına değen sözcüklerin ağırlığı kalbine tonlarca baskı yapıyordu. Elleri buz kesti. Adım atarken çizgilere basmamaya dikkat ediyordu. Bir şekilde zihnini oyalamaya çalışıyordu. Uzayıp giden yol boyunca yeşillenmiş ağaçlar vardı. Işık hüzmeleri yaprakların arasından geçip yüzüne değiyordu. Buruk ve hüzünlü ikindi güneşi. Gözleri güneşten kamaşmıştı. Aklına geçen okuduğu kitaptan bir cümle damladı. “Hayat paylaşılmak ister.” diyordu Selim İleri. Hayat paylaşılmak ister, diye tekrarladı. Peki ya kiminle? 

Uzayıp giden ağaçlı yolun sonuna geldiğine kendini boşlukta hissetti. İçinde bir şeyler değil çok şeyler ölmüştü…

Instagram Hesabımız; kitapfoto

Your reaction

NICE
SAD
FUNNY
OMG
WTF
WOW

Bir Cevap Yazın