Kasım İkindisi – Selluka

Tam da o anda havanın tüm ağırlığını, griliğini kalbimin üstünde hissettim. Yüküm daha da ağırlaştı. Otobüs durağında dolmuşun gelmesini beklerken aklımda onlarca soru dolanıyordu. Cevapsız onlarca soru. Kalbimdeki grilikle boğuşurken cevapsız sorularla denizin dibine ayağıma bağlı beton bir parça ile battığımı hayal ettim. O kadar çaresizdim yani. Yağmur atmaya başladı. Bir iki damla düştü burnumun tepesine. İlk defa ıslanma endişesi duymadım. Ne olursa olsun diye geçirdim aklımdan. Ne de olsa eve gidiyordum. 

Durak da ne kalabalık. Yaşlı çiftler, genç aşıklar, el ele tutuşan sevgililer, mutlu çocuklar, genç ihtiyarlar ve benim gibi huzursuzlar. Tek kişilik yeri olan dolmuş yanaşınca bir telaş başladı insanlarda. Akşam olmuş herkes eve gitmenin derdinde. Ne hikmetse şans bu akşam benden yanaydı. Dolmuş tam benim önümde kapısını açtı. Üç kişilik koltukta dört kişi oturarak uzun bir yol gittik. Akşam trafiği. Pazar gezmesi, hava alması, market alışverişi, bir kahve içmesi derken herkes dışarıda.

İndiğimde yolu biraz uzatıp markete uğradım. Kahve ile çikolata aldım. Merdivenleri her zaman cif kokan apartmanın dış kapısını açarken ayağıma beyaz yavru bir kedi dolandı. Sev beni diyordu, benim gibi. Sev beni… Bir varlığa bağlanma ihtiyacı hissettim. Bir kedim olsa dedim bir kedim olsa. Belki hayatım daha güzel olabilirdi.  

Instagram Hesabımız, kitapfoto

Your reaction

NICE
SAD
FUNNY
OMG
WTF
WOW

Bir Cevap Yazın