UZUN HİKAYE-SELLUKA

KÜPE ÇİÇEĞİ, SAKA KUŞU ve UZUN HİKÂYE

Durgun, sıcak yaz öğlelerinde okuduğunuz bir kitabı tekrar elinize alıp yeni baştan okumayı düşündünüz mü hiç? Sıcak insanı hapsetmiş iken bir kaçış olarak ben bunu deniyorum şu sıralar. Altını çizdiğim cümleler, kitabın kenarına aldığım notlar, arkadaki boş sayfalara yazdığım hayaller, çizdiğim resimler… Bunları tekrar gözden geçirmek beni mutlu ediyor. Zihnimde yer etmiş karakterin yeniden canlanıp kendilerini bana hatırlatmalarını seviyorum.

Daha çocukluk zamanımda, kapak resmine vurulup aldığım Mustafa Kutlu’nun –filmi de çekilen- kitabı Uzun Hikâye bugün elimde. Kitabı daha 15 yaşlarımdayken okumuştum. Ve daha sonra birçok kez. Filmini izlemem de cabası. İnsana iyi gelen kitaplar bağımlılık oluşturuyor sanırım.

Kitapta küçük bir çocuğun gözünden koca bir aşk öyküsünü, kasabaları, kasaba insanlarını, savunduğu fikrin -ne olursa olsun-peşinden giden bir babayı dinliyoruz. Mazinin el değmemiş değerleri, saf aşkları, komşulukları, nohut oda bakla sofa mutlulukları…

Huzurlu bir evin resmi kitapta farklı bir şekilde karşımıza çıkıyor. Vagonun içine kurulan yuvayı o kadar güzel anlatmış ki Kutlu, insan öyle bir yerde yaşamanın hayalini kurmadan edemiyor. O vagondaki huzura, mutluluğa belki de sadeliğe özeniyor. Kitabı okurken mutluluğun çok da büyük şeylerde olmadığını anlıyorsunuz. Bir küpe çiçeği, bir saka kuşu ve bir kap yemek. İki insanın birbirine sevgisi ve bağımlılığı derinden etkiliyor okuyucuyu…

Fonda “Ah Bu Gönül Şarkıları” çalarken mazideki aşkları yâd etmenin tam da sırası.

                                                                                                          

Keyifli okumalar…

https://www.youtube.com/watch?v=r87swYZBaGs

Your reaction

NICE
SAD
FUNNY
OMG
WTF
WOW

Bir Cevap Yazın